KADASTRODAN KAYNAKLANAN MADDÎ HATALARIN DÜZELTİLMESİ İŞLEMİNİN İPTALİ (KK m. 41)

KADASTRODAN KAYNAKLANAN MADDÎ HATALARIN DÜZELTİLMESİ İŞLEMİNİN İPTALİ (KK m. 41)


Kadastro çalışmaları ile taşınmazların hak sahipleri belirlenerek ilân edilmekte ve itiraz ile dava süreçleri sonunda kesinleşen kadastro tespitleri tescil edilerek tapu sicili oluşturulmaktadır. Mülkiyetin durumu açıkça belirlenmektedir.

Kadastro çalışmalarında hukuki, maddi hata veya yazım hataları olabilmektedir.

Kadastro tarafından taşınmaz üzerindeki aynî hakların veya taşınmazın vasfının belirlenmesi sırasında yapılan nitelikli (esaslı) hatalar, taşınmazın hukukî durumunda yapılan hatalar hukuki hatalardır. Arsanızın tarla olarak işlenmesi, sahibi olduğunuz taşınmazın başkası adına kaydedilmesi hukuki hatadır.

Taşınmazların kadastro sırasında sınırlandırılması veya sınırlandırma sonrası tapu sicilinin dayandığı plâna aktarılması sırasında yapılan hatalar, “maddî hatalardır. Mülkiyet değişikliğine yol açmayan  bu hatalar, gerçek hak durumunu yansıtmayabilir. Dolayısıyla gerçekte daha büyük sınırları olan taşınmazınızın hatalı olarak daha sınırları daha dar olarak tapu siciline işlenmesi bir maddi hatadır.

Kadastro tespiti sırasında taşınmaz üzerindeki hak sahiplerinin bilgilerinin kadastro tutanağına yanlış yazılması veya kadastro tutanağına doğru yazılmakla birlikte, tapu kütüğüne hatalı olarak aktarılması, yazım hatalarıdır. Taşınmazın konumunun yanlış gösterilmesi, kimlik bilgilerinizin hatalı işlenmesi yazım hatasıdır.

3402 sayılı Kadastro Kanunu 41. maddesi uyarınca maddi hatalar, idarenin kendiliğinden harekete geçmesiyle veya ilgililerin talepleri sonucu düzeltilebilir. Maddi hatalarda yapılan bu değişikliklere itiraz edilmesi mümkündür.

KK m. 41 ile kesinleşmiş kadastro çalışmalarında yapılan ölçü, tersimat ve hesaplamalardan doğan fennî hataların idarî yoldan düzeltilebilmesine imkân tanınmıştır. Burada önemli olan, taşınmazın geometrik durumunda meydana gelen maddî hatanın kaynaklanma sebebinin, ölçü, tersimat veya hesaplama hatası olmasıdır. Bu maddi hatanın kadastro yapılma sırasında veya sonrasında meydana gelmesi önemli değildir.

Taşınmazınızı ilgilendiren idarenin düzeltme işlemi, kadastro müdürlüğünce bir yazıyla tarafınıza tebliğ edilir. Yazıda müdürlüğün onayladığı raporu ve krokiyi bulunur.

Görev

KK m. 41 uyarınca sulh hukuk mahkemeleri ‘’düzeltmenin iptali’’ davalarında görevlidir.

Yetki

HMK m. 12 uyarınca taşınmazın üzerindeki ayni hakka ilişkin bir dava olduğundan taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesi kesin yetkilidir.

Taraflar

Düzeltmenin kaldırılması davasında davacı, düzeltme işleminden zarar gören kişi veya kişilerdir. Yapılan düzeltme işlemi yüzünden davacının aleyhine bir durum yaratılmayıp, bu kişinin bir sübjektif hakkı da ihlâl edilmediği takdirde, davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğundan söz edilemez.

Düzeltme işlemi davacı dışında kimseyi ilgilendirmiyor, yani davacı dışında bu düzeltme işlemi sebebiyle kimsenin hak durumunda bir değişiklik meydana gelmiyorsa, davanın kadastro müdürlüğüne yöneltilmesi gerekir. Kadastro müdürlüğü böyle bir davada kanunî hasım sıfatıyla taraf olur.

Düzeltme işlemi başka kişilerin de hak durumlarını yararlarına olacak şekilde etkiliyorsa, meselâ komşu taşınmazlarında sınırlarında veya yüzölçümlerinde bir artışa yol açıldığı hallerde, dava bu kişilere yöneltilmelidir. Kadastro müdürlüğü böyle bir davada taraf olamaz. Kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltme yapıldığı durumlarda ise, davanın, ayrıca kadastro müdürlüğüne de yöneltilmesi gerekir.

Usul

Sulh hukuk mahkemelerinin görev alanına girdiğinden uygulanacak usul basit yargılama usulüdür.

Yazının tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde düzeltmenin iptali için taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinde dava açılmalıdır. Düzeltme kararı, kesinleşmedikçe uygulanamaz. Buna göre, süresi içerisinde dava açıldığı takdirde, dava sonucuna göre işlem yapılır. Otuz günlük süre içerisinde dava açılmadığı takdirde ise, yapılan düzeltme işlemi kesinleşir.

Otuz günlük bu süre dava açma süresi olup hak düşürücü süre değildir. Yargıtay’ın görüşü de bu yöndedir(  16. HD, T. 29.11.2013, E. 2013/11650, K. 2013/11591). Otuz günlük süre kaçırıldıktan sonra da düzeltme işlemine karşı dava açılabilir ancak sürenin geçmesinden ötürü düzeltme işlemi mahkemece iptal edilene kadar infaz edilir. Bu dava ile kadastro müdürlüğünce verilen düzeltme kararının gerçek durumu yansıtmadığı ileri sürülerek, bu kararın kaldırılması istenir.

Devletin Sorumluluğu

 Taşınmazın kadastro sırasında geometrik durumunda yapılan maddî hatalar yönünden TMK m. 1007 uyarınca Devletin tazminat sorumluluğu doğabilir. Yapılan maddî hata sebebiyle tapu kütüğü veya tapu sicilinin bir unsuru olan plânın gerçek hak durumunu yansıtmaması söz konusu olacağından, tapu sicilinin hukuka aykırı tutulmuştur. Bu hukuka aykırılık sebebiyle bir zararın gerçekleşmesi halinde (önreğin taşınmazın yüzölçümünün azalması) devletin tazminat sorumluluğu doğar.